Gebelik dönemi safra kesesi taşı

HAMİLELİKTE( GEBELİKTE) SAFRA KESESİ TAŞI

Gebelik dönemi safra kesesi taşı oluşumuna yatkınlık yaratan bir dönemdir. Hamilelerin yaklaşık %5-10’unsa safra kesesi taşına rastlanır. Hamilelikte artan östrojen ve progesteron hormonları ve değişen kolesterol-yağ dengesi safra kesesinde taş oluşumunu arttırabilir. Progesteron hormonu safra kesesi hareketlerini azalttığı için taş olulumuna yatkınlık yatatırken, östrojen hormonu safra salgısındaki kolesterol oranının artmasına neden olarak taş oluşumunu arttırır.
Annenin hamilelik ve doğum sayısı arttıkça safra kesesinda taş olma olasılığı da artmaktadır.

Tedavi:
Safra taşı olan hamilelerin büyük kısmında herhangi bir şikayet veya belirti bulunmaz. Şiddetli karın ağrısı ve akut kolesistit belirtileri varsa ameliyat tedavisi gerekebilir ancak gebelikte mümkün olduğunda şikayetler ilaç tedavisi ile geçirilir ve ameliyat doğum sonrasına ertelenir. Çok zorunlu acil hallerde amelitar kaçınılmaz olur, bu durumda ameliyat için en uygun dönem gebeliğin ikinci trimesteridir (4-6 aylar arası).
Safra kesesi taşlarının nadiren safra yollarını tıkaması neticesinde sarılık meydana gelebilir.

Epilepsi hastalarının gebeliklerinde artan riskler

GEBELİK VE EPİLEPSİ (SARA HASTALIĞI)
EPİLEPSİ HASTALARINDA HAMİLELİK VE DOĞUM
Epilepsi sinir uçlarındaki anormal elektriksel uyarım sonucu oluşur. İstemsiz kasılmalar ve zaman zaman bilinç kaybı görülebilir.

Epilepsisi olan kadınlarda gebeliğe bağlı görülebilecek en önemli tehlikeler nöbet sıklığındaki artış ve bebekte görülebilecek doğumsal anomalilerdir. Ortalama olarak epileptik annelerden doğan çocukların %7’sinde önemli doğumsal anomaliler görülür. Bu oran normal toplumda %3’tür. Bu orandaki artışın hatsalığın kendiliğinden ziyade kullanılan ilaçlara bağlı olduğunu gösteren araştırmalar vardır. Bu çocuklarda; yarık damak, yarık dudak, zeka geriliği, düşük doğum ağırlığı, epilepsi riskinde artış görülebilir. Anne adayları bebeğin zarar görebileceğinden korkarak gebelikte ilaca devam etmezler. İlaç kullanılmadığında ortaya çıkabilecek nöbetler; bebek için fiziksel zedelenme, gelişme geriliği hatta ölüme neden olabilir. Bu yüzden epilepsisi olan kadınlar gebeliği sürecinde ve gebelikten sonrada bir kadın doğum uzmanı ve bir nörolog tarafından takip edilmelidir.

Epileptik kadınlar gebe kalmadan önce mutlaka bir kadın doğum uzmanı ve nörolog tarafından danışmanlık hizmeti almalıdırlar. Kullandıkları ilaçlar ve dozları yeniden düzenlenmelidir.

Gebelik süresince nelere dikkat etmek gerekir?
Kontrollere düzenli bir şekilde gidilmelidir. Uykusuzluk, yorgunluk, açlık gibi faktörler nöbet sıklığını arttırabilir. Folik asit takviyesi alınmalıdır.

Epilepsisi olan kadınlar, normal kadınlara göre biraz daha artmış risk taşısalar da bu risk hala düşüktür. Epilepsisi olan kadınları çoğu sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilirler. Gebelik esnasında yapılan kontrollere düzenli gidilirse yapılan ayrıntılı ultrasonlar, anomali taramaları doğum öncesi bebeğinizde oluşabilecek birçok sakatlığın tanısının erkenden konulmasını sağlar.

Epilepsi hastalarının gebeliklerinde artan riskler:
– Kullanılan ilaçlara bağlı konjential anomali sıklığında artış olabilir. Riski en az olan ilaçlar kullanılmalıdır. İlaç kullanılmadığı taktirde nöbet geçirilirse bu da bebek açısından riskli olacaktır.
– Preeklampsi daha sık gelişmektedir.
– Sezaryen oranı daha yüksektir.
– Epilepsi hastaları gebe kaldıklarında hastaların yarısından fazlasında nöbet sıklığı değişmez. Hastaların yaklaşık yüzde 20’sinde nöbet sıklığı artar, yüzde 20 hastada nöbet sıklığı azalır.
– Nöbet (konvülziyon) geçirilmesi durumunda asidoz ve fetal kalp atımı bozulması meydana gelebilir. Anne ve fetus açısından tehlikeli sonuçlar meydana gelebilir.

Gebelikte akut yağlı karaciğeri (GAYK)

GEBELİĞİN AKUT YAĞLI KARACİĞERİ

HAMİLELİK VE AKUT YAĞLI KARACİĞER
Gebeliğin akut yağlı karaciğeri (GAYK) (Acute fatty liver of pregnancy, AFLP) denilen hastalık hamilelik sırasında görülen nadir ama ciddi hastalıklardan birisidir. Gebeliğin özellikle son aylarında 30. haftadan sonra doğuma kadar veya nadiren doğumdan sonra lohusalık döneminde görülebilmektedir. Yaklaşık 10-15 bin gebelikte bir görülen nadir bir durumdur. İkiz gebeliklerde, ilk gebeliklerde ve bebeğin erkek olduğu gebeliklerde daha sık görülmektedir.

Belirtiler:
Halsizlik, yorgunluk, sarılık, kaşıntı, bulantı, karın ağrısı gibi belirtiler görülebilir. Hastalığın şiddetli olması durumunda anne hayatını tehlikeye atabilecek komplikasyonlar gelişebilmektedir. Maternal mortalite %10 civarında, fetal mortalite %20 civarında değişmektedir. Pıhtılaşma bozukluğuna bağlı mide-barsak kanamaları meydana gelebilir. Preterm eylem %70 civarında görülür.

Bulgular:
– Hipofibrinojenemi
– Hipoalbumünemi
– Hipokolesterolemi
– Hipoglisemi
– Pıhtılaşma zamanında uzama, koagülopati
– Hepatik ensefalopati
– Serum transaminaz yüksekliği
– Hemoliz
– Proteinüri
– Böbrek yetmezliği
– Ensefalopati
– DIC

Teşhis:
ALT ve AST gibi karaciğer enzimlerinde yükselme saptanır. Biluribin düzeyleri yükselir. Karaciğerdeki hasar nedeniyle pıhtılaşma faktörleri üretimi bozulur ve pıhtılaşma (koagulasyon) bozukluğu meydana gelebilir. Trombositopeli sık görülür. Böbrek fonksiyon testlerinde bozulma meydana gelebilir. Protrombin zamanında uzama görülür. Tansiyon yüksekliği nadiren olabilir, genelde tansiyon normaldir. Bazı hastalarda portal hipertansiyona bağlı asit meydana gelebilir. Hipoglisemi meydana gelebilir.
Ultrason ile karaciğerde yağlanma olduğu izlenir. Karaciğer biyopsisinde de yağlanma izlenir ancak pıhtılaşma bozukluğu meydana gelen hastalarda karaciğer biyopsisi yapılamaz. Her zaman biyopsi yapılması tanı için şart değildir. Karaciğerde yağlanma izlenen her gebe “gebeliğin akut yağlı karaciğeri” olduğu anlamına gelmez, başka nedenlere bağlı da karaciğerde yağlanma gelişebilir.
Hepatitler ve HELLP sendromu gibi diğer karaciğer hastalıkları ile ayırıcı tanı yapılması gerekir.

Tedavi:
Gebeliğin akut yağlı karaciğeri doğum gerçekleştikten sonra hızla gerileyen bir hastalık olduğu için tedavide genellikle bir an önce gebeliğin doğum ile sonlandırılması tercih edilir. Bu nedenle sıklıkla erken doğum gerçekleşmesine neden olur. Doğumun hızla gerçekleşebileceği veya spontan başladığı durumlarda normal doğum da mümkün olabilir ancak sıklıkla sezaryen gerekmektedir acil doğum için. Kan transfüzyonu ve pıhtılaşmanın düzeltilmesine yönelik tedaviler sıklıkla gerekir. Koagulasyon bozukluğundan dolayı doğum sırasında aşırı kanama riski olabilir.